Rusya basınında geçen hafta: ‘Rusya’dan Türkiye’ye uçak biletlerinin fiyatı düştü’

Hazal Yalın

Haftanın seçkisi çeşitli. İzvestiya ve Rosbalt, Rusya’dan Türkiye’ye yaz sezonunda beklenen turist akışının iki farklı tarafı üzerinde duruyorlar. Gazeta.RU, Rusya’nın Belarus’a taktik nükleer silah konuşlandırma kararının Çin’de nasıl karşılandığını araştırıyor. Vzglyadov, Avrupa Komisyonu başkanı ile Fransa devlet başkanının beklenen Çin ziyaretini ele alıyor.

Ama haftanın en ilginç yazısı, Nezavisimaya Gazeta’dan. Bu ciddi ve itibarlı gazetede V. İvanov, dikkat çekici bir şekilde hiçbir kaynak göstermeden MİT’in deprem sonrası Türkiye’de kimi siyasileri de kullanarak psikolojik operasyon yürüttüğünü ileri sürüyor. Tartışmalı, ancak kuşkusuz yazının kendisi iddiasından daha önemli.

‘Rusya’dan Türkiye’ye uçak biletlerinin fiyatı düştü’

İzvestiya’nın araştırmasına göre Rusya havayolu şirketleri Rusya ile Türkiye arasındaki uçuş pazarının üçte ikisini ellerinde bulunduruyorlar. Her iki ülkenin yetkilileri de seferlerin bu yaz yaklaşık yüzde 50 artırılmasında mutabakat sağladılar; sefer sayısı temmuz-ağustos aylarında haftada 1.200’ü bulacak, bunların 750’si yerli şirketler tarafından yapılacak. Geçen yıl yaptırımlar yüzünden pariteyi korumalarını sağlayacak uçakları yoktu; bu nedenle Rusya, Türkiyeli şirketlerin bütün seferlerin yüzde 65’ini gerçekleştirmelerine izin vermişti. Ama Rusya bu yıl yeterince hava filosunu çifte kayıt sisteminden çıkarmayı başardı. Uzmanlara göre Rusya bu yıl avantajlı. Firmalar bilet fiyatlarında düşme olduğunu tespit ediyorlar; bahar ve yaz aylarında Türkiye’ye uçuş için ortalama fiyat 21 bin ruble; bu, geçen yılki fiyatlardan yüzde 47 daha düşük. (A. Lvova, M. Talavrinov / İzvestiya, 29 Mart)

‘Rusya ve Çin’in taktik nükleer silah anlaşması NATO ve ABD’ye bir cevap’

Rusya Başkanı Vladimir Putin geçtiğimiz cumartesi günü Moskova ve Minsk’in Belarus topraklarına taktik nükleer silah konuşlandırmakta anlaştıklarını açıkladı. Çinli Global Times’in görüştüğü uzmanlara göre Rusya bu adımla, ABD ve Batı Rusya-Ukrayna çatışmasına karışmaya veya kitle imha silahları sevkiyatına devam ederlerse Moskova’nın da karşı önlem alacağının sinyalini göndermeyi umuyor. Uzmanlara göre bir an önce etkili bir barış görüşmeleri mekanizması kurmak gerek. …

Güney Çin Pedagoji Üniversitesi Rusya Araştırmaları Merkezi’nden Tuy Hen’e göre Moskova’nın bu adımı Londra’nın Ukrayna’ya seyreltilmiş uranyum içeren tartışmalı mühimmat gönderme açıklamasına doğrudan bir cevap sayılabilir. Putin, bu durumda Rusya’nın “karşılık vermeye mecbur kalacağını” söylemişti. …

Askeri uzman ve televizyon yorumcusu Sun Çunpin ise, Rusya’nın açıklamasının aynı zamanda NATO’nun ABD önderliğinde nükleer silahları yaygınlaştırmaya yönelik çabalarını aktive etmesine cevap olduğunu belirtiyor:

“ABD ‘soğuk savaş’ boyunca Avrupa’daki pek çok müttefik ülkeye nükleer silah konuşlandırdı. ‘Soğuk savaş’ bittiğinde Avrupa topraklarında ABD’nin 4 bin taktik nükleer silahı kalmıştı. O zamandan beri bu sayı büyük ölçüde azalsa bile Silah Kontrolü ve Silahların Yayılmasını Önleme Merkezi’nin 2021 verilerine göre bütün Avrupa’da, Belçika, Almanya, İtalya, Hollanda ve Türkiye’deki hava üslerinde halen 100 nükleer savaş başlığı bulunuyor.” … (G. Plakuçev / Gazeta.RU, 27 Mart)

‘Rus turistlerin indirimli erken rezervasyon için zamanı daralıyor’

Rusya Turizm Acentaları Birliği ATOR’un açıklamasına göre yaz sezonunda Türkiye’de dinlenme fiyatları yüzde 20-30 artacak; erken rezervasyonla indirimli tur alımı mevcut durumda en optimal karar olur.

ATOR, Türkiye’nin erken rezervasyon kampanyaları sayesinde turizm operatörlerinin tüm sezon portföyünün yüzde 30-40’ını şimdiden satmayı başardığını da açıkladı. Turistlerin erken rezervasyonla indirimli tur almak için hâlâ az da olsa zamanları var, ama bunlar artık kışın olduğu kadar büyük indirimle satılmıyor.

Birlik, nisan ayından itibaren indirimlerin sadece belli tesisler için yapılacağını da vurguluyor.

Birlik, Rusya vatandaşlarının yaz sezonuna yaklaştıkça Türkiye’deki otellerde büyük fiyat indirimi beklememesi gerektiği uyarısında da bulunuyor. Otel sahipleri Avrupa ülkelerinden de çok sayıda rezervasyon alıyorlar; Rusya’dan talep azalsa bile yerini doldurabilecek imkânları var. (Rosbalt, 30 Mart)

‘MİT’in deprem bölgesindeki psikolojik etki operasyonları’

MİT, depreme hazırlık ve müdahale konusunda ortaya çıkan problemler devam ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın popülaritesini güçlendirmek için psikolojik etki operasyonu düzenledi.

MİT’i 2010’dan beri yöneten Hakan Fidan depremin ertesi günü halkta depremin sonuçları hakkında anlayış oluşturmak için birkaç aşamalı bir psikolojik etki operasyonu emri verdi.

Operasyon, Erdoğan’ın 14 Mayıs’taki cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyasının başlıca teması olan, toplumu kutuplaştıran İslamcı ve milliyetçi anlatıya yoğunlaştı. MİT, hükümet tarafından kontrol edilen medya organlarındaki ajanlarına saldırgan bir şekilde dini temalar ileri sürmelerini, deprem sonucu yaşanan devasa kayıpları kötü yapılara ve inşaat normlarının uygulanmasında devlet kontrolü sağlanmayışına değil “kadere ve Allah’a” yormalarını emretti.

MİT, elemanlarını ve ajanlarını doğrudan deprem bölgesindeki dinî cemaat ve gruplara yerleştirdi ve bunları kurtarma ekiplerine de soktu. Bu gizli seferberliğin etkisi hükümet kanalları tarafından canlı yayınlanan kurtarma çalışmaları sırasında gözlendi. …

MİT, Diyanet’i de seferber etti. …

Kurtarma çalışmaları tam gaz devam ederken Doğu Perinçek’in Vatan Partisi de aniden anti-Amerikan bir kampanyaya başladı. Kampanyada ABD’nin yardım gönderme bahanesiyle Türkiye’yi istilaya hazırlandığı iddia ediliyordu. …

Yeni milliyetçilerin geçmişte MİT’le çalışmış bazı liderleri de yabancı istihbarat örgütlerinin Türkiye’de görevli kurtarma ekiplerine gizlice çasus yerleştirdiklerini, bunu dikkatle takip etmek gerektiğini açıklamaya başladılar. …

MİT’in deprem etrafında yapılan tartışmaları yönlendirmek için oynadığı son kart, göçmen karşıtı tutumuyla bilinen aşırı sağcı Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ oldu. Eski MİT ajanı Özdağ sosyal öfkeyi Suriyelilere ve diğer göçmen gruplarına yönlendirmek amacıyla depremden etkilenen şehirleri dolaşmaya başladı. … (V. İvanov / Nezavisimaya Gazeta, 30 Mart)

‘Macron, Çin’i ABD ile Avrupa hesabına rekabete hazır olup olmadığı noktasında yoklayacak’

… Belli ki Avrupalı siyasetçilerin Çin ziyaretinin başlıca konusu hiç de Ukrayna krizi olmayacak. Macron da, von der Leyen de kamuoyu karşısında Çin ve Rusya yakınlaşmasından endişe yanılsaması yaratıyor olsalar da ziyaretlerinin amacı daha ziyade faydacı bir nitelik taşıyor. AB açıkça, Çin ile yeni bir ticaret savaşına çekilmekten tedirgin. Reuters mart başında, ABD’nin Avrupalı müttefiklerinin Çin’e karşı büyük ölçekli yaptırımlara katılmaya hazır olup olmadıklarını aktif şekilde yoklamıştı. …

Bu tür yaptırımların kabul edilmesi AB ile ÇHC arasındaki diyaloğa kesin bir son verir. Bundan sonra Avrupalılardan Avrupa’yı sanayisizleştirmeyi hedefleyen Amerikan girişimlerinin kabul edilemezliğine dair hiçbir itiraz olamaz; Washington’dakiler de zaten dinlemezler bile. Avrupalı üreticilere büyük sübvansiyonlar ve ucuz enerji teklif eden enflasyonu düşürme kanunu da tam gaz işliyor. Belli ki Avrupa elitinin bir bölümü bu gidişata direniyor; onlara kalsa Çin alternatifini ellerinde tutmak isterler. Bu alternatif, müttefik ABD’ye de baskı aracı olabilir. Görünen o ki Macron’un Çin ziyaretinin başlıca amacı, Çin’i ABD ile Avrupa hesabına rekabete hazır olup olmadığı noktasında “yoklamak”.

Önemli bir nokta daha var. Yaptırım getirmek ve Brüksel ile Pekin arasında ilişkileri tırmandırmak, somut iktisadi problemlere yol açar. …

Bu bağlamda Rusya’nın Çin bağımlılığının artması meselesi de tekrar gündeme geliyor. Hiç kuşkusuz böyle bir bağımlılık var. Ama RF ile ÇHÇ’nin bağımlılığı, Avrupa-Çin arasındaki durumla karşılaştırıldığında bir dizi önemli farklılık gösteriyor. Birincisi, Rusya ile Çin arasındaki ticaret hacmi 2022’de önemli miktarda artmış olsa da emtia akışının büyüme temposu itibariyle mesela Hindistan ve Türkiye’nin gerisinde. İkincisi, Rusya ve Çin öngörülebilir bir gelecekte ticaret savaşı beklemiyorlar, buna dair hiçbir emare yok. Üçüncüsü, bağımlılık karşılıklı; iki ülkenin altyapılarının (yeni doğalgaz boru hatları, köprüler ve ulaştırma yolları) giderek daha sıkı şekilde birleştirilmesi olgusu da bunu teyit ediyor. … (G. Prostakov / Vzglyad, 31 Mart)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir